La Petite Mangerie // Paylaşılamayan tapaslar
Saint Paul metrosu yakınlarındaki ilk adres La Mangerie'den sonra, küçük kardeş La Petite Mangerie de rue de Bretagne üzerinde yerini aldı.

Kaliteli şarap ve tap taze ürünlerle hazırlanmış leziz tapaslar sunan yeni adres havaların hızlıca soğumaya başladığı bu günlerde gri gökyüzüne alışmamızı bırazcık kolaylaştırıyor.





Menüsünde Akdeniz tadlarının zengin olduğu La Petite Mangerie'de favorilerimiz 22 aylık İberya jambonu, trüf mantarlı burrata ve sebzeli pate.







Fiyatların 13 ila 7 euro arasında değiştiği barın başka bir artısı da servisi. Akşamları saat 7'den itibaren yer bulmanın zorlaştığı mekanda, masanızı beklerken ev yapımı shot'ların ikramı bekleme süresini daha dayanılabilir kılıyor.





Ahşabın bolca kullanıldığı bu şirin mi şirin tapas barı bu kışın favori mekanı olmaya aday.

Adres: 5 rue de Bretagne 75003 // +33 (0)6 14 50 02 03
Web sitesi : http://la-mangerie.com
Bespoke // Kişiye Özel Kokteyller
Henüz en son keşfimiz Pas de Loup'dan bahsetmekten yorulmamışken yeni favori adresimiz Bespoke'u sizlerle paylaşalım istedik.





Rue Oberkampf'ın başlangıç noktasında açılan bu yeni kokteyl bar, dışarıdan isimsiz ve tabelasız görünmesine rağmen, üstelik reklama da gerek duymadan, Paris'in 11. bölgesinin ahalisine kendini kabul ettirmeyi başarmış.
Zengin şarap, bira ve kokteyl menüsünün yanında hamburger, tatlı patates kızartması ve minik köfteler gibi atıştırmalıklar da sunan Bespoke hafta arası afterwork mekanları arasında en tazesi.





Hafta sonları ortamın canlı DJ performansıyla hareketlendiği barda sizlere tavsiyemiz viski bazlı Isla Nublar ya da cin ile yapılan History Glass.





Adres: 3 rue Oberkampf 75011 Paris
Web sitesi: Bespoke
Pas de Loup // Kurtun ayak izinde
Her büyük şehirde olduğu gibi Paris'te de yenilik arayışı içinde olanlar bir şey moda olmaya görsün hemen üzerine atlayıverirler.

Son zamanlarda bu ilgiden en çok nasibini alanlar da mantar gibi çoğalan kokteyl barlar. İyisinden kötüsüne, salaşından havalısına Paris'in dört bir yanını saran bu kokteyl barlara en son katılanlardan biri de Pas de Loup.







Fransızca “fark ettirmeden, ayak ucunda yürümek” anlamına gelen Pas de Loup (kurt adımı), sessizce ama emin adımlarla kendine Paris gece hayatında bir yer edinmeye başlayan bu mekana çok da güzel uyuyor.







Cirque d'Hiver'in iki dükkân yanına konumlanarak, son zamanların en popüler bistrosu Clown Bar ile komşu olma şerefine ulaşmış Pas de Loup'nun başarısının altında sadece kokteyleri yatmıyor. Özgün kokteyl tarifleriyle tapas tarzında az porsiyonlarla sunduğu leziz yemekleri bir araya getirmeyi başaran mekân benzerleri arasından sıyrılmış.

Menüde kokteyler dışında dikkatimizi çekenler arasında “Pairings” var. Kokteyl ve yemeğin birbirine uyum göstermesine dikkat ederek tasarlanan ikililer (mesela Aquavit ile hazırlanmış Fisherman's Vice ve hindistan cevizi sütünde pişirilmiş kişnişli balık kroketleri) her barda bulamayacağınız enteresan seçenekler. Canınız sıcak yemek çekmediyse de bir tabak İspanyol jambonu “pata negra” yahut ılık ekmek üzerinde servis edilen “bruschetta”'lardan sipariş verebilirsiniz.







Eğer ne içeceğinize karar veremiyorsanız, La Candeleria'dan tanıdığımız Amanda ve Denis sizlere özel bir kokteyl sunabilir. "Ben öyle çok karıştırmayı sevmiyorum" diyorsanız da kendilerinden güzel bir şarap tavsiyesi alabilirsiniz.

Adres: 108, rue Amelot 75011 // +33 9 54 74 16 36
Web sitesi: http://www.pasdeloupparis.com/


Little Red Door
20'li yıllar Fransa'da inanilmaz revaçta!Moonshiner, Castor tarzı pek çok kokteyl bar Prohibition zamanlarını Paris'te canlandırıyor.







Minimalist gri dükkânlar ve trendy kafelerle kaplı Rue Charlot üzerinde kıpkırmızı bir kapi gözünüze çarpacak. Bu kapının ardında mavi kadife koltukları, minik de bir asmakatı ile Fashion Week'in vazgeçilmez adreslerinden Little Red Door'u bulabilirsiniz. Tamamen kendi kreasyonları kokteylleri servis eden bar blogumuzun da favorileri arasında. Önerimiz ise incirli "La Dame de Figues".

Adres: 60, rue Charlot 75003 // + 33 1 42 71 19 32
Web sitesi: http://lrdparis.com/
Jules et Jim
Marais'nin tartışmasız en gizli barı Rue des Gravilliers üzerindeki Hotel Jules et Jim'in bahçesinde saklı!





Akşamüstü saat 17'den gece 23'e açık mekânın iç dekoru, tasarım objeleri ve sağa sola serpiştirilmis çizgi romanlarıyla rengarenk. Sigara içilebilen dış mekan ise konforlu ve klas. Tasarımcılar ve galeristlerin tercihi bu mekânda şimdilik rezervasyonsuz şansınızı deneyebilirsiniz.

Adres: 11, rue des Gravilliers 75003 // + 33 1 44 54 13 13
Web sitesi: http://www.hoteljulesetjim.com/
B​ar 228
Otel barlar​ının ​yads​ı​namaz, gizemli bir ​ç​ekicili​ğ​i vard​ı​r. Karanl​ı​k bir atmosfer, deri koltuklar, birbiri ard​ı​na dizilmi​ş​ estetik ​şiş​eler, takı​m elbiseli garsonlar, etraf​ını​zda turist mi yoksa ​ş​ehrin yerlisi mi oldu​ğ​unu ​kestiremediğiniz​ m​ü​şteriler...

Otel barlar​ının​ bu ​şı​k ambiyans​ı​ndan h​oş​lanan Paris ziyaret​ç​​ileri (ya da sakinleri) ​ş​ansl​ı​ ​çünkü​ Paris bu konuda d​ü​nyan​ı​n en zengin ​ş​ehirlerinden.

​S​e​ç​enek​ bol olunca karar vermesi de zor olur. Çeşitli standartlarda farklı hizmet veren otellerin bol olduğu Paris'te tercihinizi kolaylaştırmak için otel barları arasında servisini ve ambiyansını en başarılı buldu​ğ​umuz B​ar​ 228​'ı sizlerle paylaşalım istedik.​

Bar 228'in içinde bulunduğu ​​Hôtel Meurice, 1835 ​senesinden​ beri ​Rivoli caddesi ​228 numarada, Tuileries park​ını​n tam kar​şısı​nda, ​hizmete başladığı ilk günkü ihtişamıyla ziyaretçilerini karşılıyor​​. ​Mekan bu kadar eski olunca tanınmış konuklar​ı​ aras​ı​nda Krali​ç​e Victoria, ​Ç​aykovski, ​İ​spanya Kral​ı​ XIII. Alphonse gibi isimler​ gözümüze çarpıyor​​.​ Ve tabii ki unutmadan ekleyelim, ünlü surrealist ressam ​​Salvador Dali​'nin de 50'li y​ı​llarda her ​yıl​ en az bir ay​ını​ bu otelde ge​ç​irmesi​ Hôtel Meurice'i Paris'in ayrıcalıklı otelleri arasına sokmuş.​





Duvarlar​ı LaValley'nin Fontainebleau ​ş​atosundan ​ş​ölen sahneleri resmetti​ğ​i ​üç​ dev paneliyle kapl​ı ​​Bar 22​8'i otele girdiğinizde gözünüzden kaçırmanız imkansız. Hafta arası akşam saat 7'den sonra başlayan canlı piyanodan gelen jazz tınılarını takip ederek de bulabileceğiniz mekân, akaju koltukları​ ve koyu kestane renginin hakim olduğu ahşap kaplamalı duvarlar​ı ile daha ilk adımda bizleri yarım yüzyıl öncesine yolculuğa çıkarıyor.

Kokteyller​ de mekan kadar sofistike.​ ​Ş​​ampanya bazl​ı​ Royal Chambord'u ya da daha fresh bir se​ç​enek i​ç​in zencefilli Gintini'yi ​tadabilir, karn​ınız​ a​cı​k​mış ise​ kanape ve mini sandvi​ç​ler​den sipariş verebilirsiniz.

Adres: 228 rue de Rivoli, 75001​ // ​+33 1 44 58 10 66
Saatler: 12.00 - 02.00
Web sitesi: Bar 228
Le Fantôme
2000'li yılların çocukları için en son model X-box ya da Playstation ne kadar heyecan verici ise 90'lı yıllarda çocuk olan bizler için Atari salonları o kadar önemliydi.

Çoğunlukla karanlık ve pis görünen bu mekanlara annelerden zar zor izinler alınarak gidilir, her makinanın önünde en az 15 dakika sıra beklenirdi. Sıra tam bize geldiğinde ise bazen kendimizden yaşça büyük çocuklar araya girer, biz de yerimizi onlara kaptırmanın hüznüyle makinanın yan tarafından skoru takip etmekle yetinirdik.

Artık neredeyse her evde bilgisayar ve oyun konsolu mevcut. Durum böyle olunca da atari salonları bizler için cam şişede pipetle içtiğimiz Fanta kadar hatıralarımızda.

Ama neyse ki bizleri düşünenler de var!




Geçtiğimiz sene nam-ı diyar Türk mahallesi Strasbourg - Saint-Denis'de açılan Le Fantôme sayesinde nostaljik takıldığımız günler geride kaldı.

Paris'in gece hayatını değiştiren Baron gece kulübü patronlarının Parislilere son hizmeti Le Fantôme, reklama gerek kalmadan çok kısa sürede herkesin diline düştü.




Retro gamer'ların liste başını kapan Le Fantôme, rengârenk duvarları, origami lambaları, devasa langırt masası ve çeşit çeşit atari oyunları ile 200m²'lik alanı rahatlıkla dolduruyor.






Konsept sadece oyundan ibaret değil. Fiyatını biraz tuzluca bulduğumuz kokteyller ve tahta tepsilerde servis edilen lezzetli pizzaları ile Le Fantôme haftasonu neredeyse rezervasyonsuz gidilemeyecek popülerlikte. Ama ortam güzel olunca vakit nasıl geçiyor anlamıyoruz ve baktık ki muhabbet ve oyunlar iyice sardı, geceye Le Fantôme'un yeraltı diskosunda devam ediyoruz.

Adres: 36 rue de Paradis 75010 // 09 66 87 11 20

Facebook: https://www.facebook.com/LeFantome
Artisan - İçki bir zanaat
Fransa'daki şarap evleri genellikle atıştırmalık konusundaki yaratıcılıklarıyla sınıfta kalmışlardır.

Yaygın olarak şarküteri ve peynir tabağı veya olur da lüks bir yerde iseniz belki üzerine kaz ciğeri sürülmüş bir kaç dilim ekmek ötesine geçemeyen şarap evleri ne yazıktir ki güzelim kırmızı şaraplarını da bu nedenle sunumda boynu bükük bırakırlar.

Son yıllarda birbiri ardına açılan ve çoğunlukla genç şeflerin yönetimindeki yeni akım şarap evleri neyse ki sonunda mutfaklarıyla da dikkatleri çekiyor ve Paris'lileri ilginç menüleriyle şaşırtıyor.

Pigalle'in göbeğindeki Artisan (Zanaatkar) bu modayı takip edenlerden. Özenle yaratılmış ahşap ağırlıklı iç dekoruyla mekânda kedimizi bir zanaatkarın atölyesinde hissediyoruz.





Başarılı Maison Mère restoranının karizmatik sahibi Fédéric Le Bordays tarafından işletilen bu şarapevinde her detay önemli. Oval kesimli antika aynalara mekân genişletilmeye çalışılmışken, arka bölümde kalan gizli odada ise büyük vitrindeki zanaatkar aletleri bizleri samimi bir ortama sokuyor.





Mekânin en ilgi çekici kısmı olan menüsüne gelirsek: iki haftada bir değişen menüde bu hafta bizi bekleyen lezzetler arasında sarımsaklı yoğurt ile süslenmiş turp, pancar ailesine dahil kök sebzeler, trüf mantarıyla sotelenmiş keçi peyniri, patlıcanlı bruschetta ve şarapevlerinde görmeye alışık olmadığımız kadar fazla balık çeşidini sayabiliriz. Bu arada unutmadan ekleyelim, şaraplarin hepsi organik; dilerseniz şarap uzmanlarının son yıllardaki tutkusu biodinamik çeşitlerden de sipariş edebilirsiniz.

Yemek sonrası bir içki için de ideal Artisan; rengarenk ve bol aksesuarlı stili ile moda ikonu olan ünlü ressam Frida Kahlo gibi giyinmiş barmenler, Artisan'in sahibi Le Bordays'in kendi yazdigi kokteyl kitabından lezziz kokteyller sunuyor.





Paris'te servis için oldukca geç sayılabilecek geceyarısına kadar son mutfak siparişlerini alan mekân Salı'dan Cumartesi'ye akşam 7'den sabah 2'ye kadar açık. Pazar günleri 12.00 - 4.00 arası brunch'lari da şimdiden meşhur olmuş. Unutmadan ekleyelim mekân rezervasyon almıyor.

Adres: 14 rue Bochart de Saron 75009 // +33 1 48 74 65 38
Ince Köpük: 150 Çeşit Bira
Fransa şarabın mabedi olarak bilinir fakat bu Paris’te dünyanın her köşesinden nadir ve daha önce tatmadığınız lezzette biraları bulamayacağınız anlamına gelmiyor!

Paris’in popüler mahallelerinden Oberkampf’ta bulunan Fine Mousse (Ince Köpük) Paris’in bira üzerine belki de en zengin seçkisine sahip. Menüsünde İngiliz ve Belçika gibi bira yapımıyla ünlü ülkelerin yanısıra Norveç gibi daha az alışılagelmiş ülkelerden örnekler de sunuluyor. Bilinen markalara özellikle yer vermeyen, ağırlıklı olarak küçük çaplı üretimleri tanıtmaya çaba gösteren mekânda 150′den fazla çeşitte bira tadabilirsiniz. Üstelik menüde biraların kökeninden damağınızda bırakacağı tadlara kadar detaylı anlatılıyor.





Bizim için en enteresan bira kategorisi “Trappiste” oldu. Trappiste birasi yine aynı isimdeki rahipler tarafından manastırda hazırlanıyor ve bulunması bir hayli zor.

Fine Mousse’da bira meraklıları için öğretici atölyeler de düzenleniyor; amatörlere biranın incelikleri, nasıl üretildiği, ne tür yemeklere eşlik etmesi gerektiği anlatılıyor, değişik birçok biranın tadına bakılıyor. Haftanın her günü 17.00′dan 2.00′ye kadar açık mekân özellikle iş çıkışı dolup taşıyor; akşamüstü birası için uğramak ve barmenle sohbet edip bira önerileri almak en eğlencelisi!





Adres: 6 avenue Jean Aicard 75011 // +33 9 80 45 94 64

Fiyat: 3€ ile 80 € arası değişiyor

www.lafinemousse.fr
Paris’in Kış Bahçesi: Bar 8
Dünyanın en lüks otel zincirlerinden Mandarin Oriental nedense Paris’e epey geç geldi fakat 2011’de açıldığı andan itibaren Michelin yıldızlı restoranı, zevkli bahçesi, Bar 8’iyle şehrin gastronomik yaşamında kendine sağlam bir yer edindi.

Bar 8, bu beş yıldızlı otelin bar ve bahçesinin adı. Rue Saint-Honoré’de alışveriş yaparken, ünlü pastanelerin çikolata ve makaronlarını deneme peşinde koşarken ya da sadece vitrinlere göz gezdirirken gözünüzden kaçmayacak dev kapılardan giriliyor Mandarin Oriental’e. Hemen sol tarafta küçük bir girişin ardında Paris’in nadir güzellikteki iç bahçelerinden biri bekliyor sizi.





Barın menüsündeki kreatif kokteyllerden fesleğenli limoncello, çilek ve şampanya karışımı “J’aime Paris 2.0” (Paris’i seviyorum) ve Mandarin Oriental’in Asyalı yüzünü yansıtan yuzu’lu, yasemin çaylı ve ev yapımı bal şuruplu “Home-Made Honey” ye biz ölüp bittik!

Yine fesleğen bazlı, Cin, St-Germain likörü ve limonla yapılan, rengine bakıldığında çok iştah açıcı görünmeyen fakat tadına doyum olmayan “Benim Yeşil Gözlü Sevgilim” (My Green Eyed Love) da ilginç bir opsiyon olabilir. Whiskey severlere ise Iskoçya’dan upuzun bir seçim listesi sunuluyor.





Kokteyllerin yanında ikram edilen ki bizce bar kültürünün büyük parçasını oluşturan yiyecekler de şahane: Truf mantarı soslu fındık ve Fransa’da nadir bulunan kabuklu bademe doyamayacaksınız.

Bütçenizi aşmak istemiyorsanız daha uygun fiyatlı çaylar veya kahvelerden seçerek kış günlerinde de bile sıcacık bu bahçenin tadını çıkarmaya bakın!

Adres: 251 Rue Saint-Honoré 75001 // +33 (0) 1 70 98 78 88

Fiyat: Çay-kahve 10€, Kokteyller 26€

http://www.mandarinoriental.com/paris/fine-dining/bar-eight/
Moonshiner: Paris’te 20′ler
Boardwalk Empire dizisini seyredenler ya da genel olarak Amerika ‘nın yüzyıl başı dönemine ve Al Capone gibi ünlü gangsterlere ilgi duyanlar bilir; 20’li yıllarda ABD’de Prohibition olarak adlandırılan İçki Yasağı konuldu. Ama elbette bu yasak kimseyi içki içmekten alıkoymadı; masum görünümlü restoranların, bakkalların, hattâ evlerin arka taraflarında barlar açıldı. Speakeasy olarak anılan bu mekânlarda zamanla sadece o barlara özel kokteyller bile oluştu.

Moonshiner Paris’in ilk «Speakeasy »lerinden. Ön cephesi Da Vito adlı bir İtalyan restoranı. Beş-altı masadan oluşan şirin bir mekân. İçeriye girip garsona bara geldiğinizi söylemeniz yeterli. Sihirli sözcükleri takiben buzdolabı kapağı görünümünde tahta bir kapı açılıyor ve sizi gizli bir geçit ardından 20’lerin havasını başarıyla yakalamış çok şık bir kokteyl bar karşılıyor. Jazz müzik , mum ışığında loş bir aydınlatma, sigara odası, vintage işlemeli kristal bardaklar ve Safran Julep ve Smokey Island gibi dönemin kokteyl reçeteleri ile 20’ler sanırız daha güzel yansıtılamazdı.





Günümüzün karmaşasından kaçıp bir yüzyıl geriye gitmek, bir Italyan lokantasından girip kendinizi New Orleans’ta bulmak istiyorsanız Moonshiner ideal!

Adres: 5 Rue Sedaine 75011, Pazartesi’den Pazar’a her gün 18.00-02.00 arası açık. // +33 9 50 73 12 99

Fiyat: Kokteyller 7- 14 euro arası

Facebook sayfası: https://www.facebook.com/pages/Moonshiner/390791131035525
Başıboş Bar
90′lı yıllarda erotizm turizmi ile ün salmış Pigalle bölgesi, çevreye açılmaya başlanan bar ve gece klüpleriyle son yıllarda Paris’in alternatif eğlence hayatının kalbi haline geldi.

Gece hayatında So-Pi adıyla anılan “South Pigalle” mahallesinde açılan Glass, Le Marais’de bulunan tacos-kokteyl bar Candeleria’nın sahipleri tarafından bölgenin salaşlığıyla paralel stilde düşünüldü. Sofistike kokteylerle bir o kadar özensiz dekoru birleştiren ekip, Paris için yeni bir bar tarzı yarattıklarının farkında değildi.




Pigalle meydanındaki kenar sokaklardan birinde konumlanmış bar, adresini iyi bilmezseniz önünden kolayca geçip gidebileceğiniz bir mekân. Dışarıdan kendini hiç belli etmeyen Glass’ın gürültü önleyici çift aşamalı kapısının girişinde heybetli bir güvenlik görevlisi tarafından karşılandığınızda gecenizin farklı devam edeceğini anlıyorsunuz.





İçerisi Beyoğlu’nun köhne binalarının ara katlarına saklanmış barlarından farksız. Yırtılmış duvar kağıtları, ahşap yüksek tabureler ve boydan boya duvar mesajları.

İç dekorun rahatlığı müşterilerine de vuruyor. Bu barda gece on civari başlayan playlist’le masaların üzerinde dans etmek, etrafa saça saça içki içmek serbest !

Yalnız unutmamak gerekir Glass aslen bir kokteyl bar. Mekanın salaşlığına kanıp sadece bir bira ile geceyi geçirmeyin, mutlaka bir Bananarama ya da Golden Eye’ın tadına bakın.

Adres: 7, rue Frochot 75009 (Her gün 19.00 – 02.00 arasi) // +33 9 80 72 98 83

http://www.glassparis.com/
Paris’in Yeni “in” Barına Hoşgeldiniz !
Update: Pompon şimdilik kapalı. Pigalle’de açılacak yeni yerine taşınmayı bekliyor.

Geçtiğimiz ekim ayından beri Parisli hipsterların yeni bir mağbedi var. Türk-Hint mahallesi olararak da bilinen Strasbourg Saint-Denis bölgesinde açılan Le Pompon şu günlerde Paris’in en gözde mekanı olmaya aday.



Eski bir sinegog iken gece hayatının yeni tapınağı haline getirilen Le Pompon, Paris’in atipik barlarından biri haline geldi. Dışarıdan herhangi bir işarete rastlanmazken, sokak içindeki kalabalık sizi mekana doğru çekiyor. Farkını sadece yer seçimiyle değil iç tasarımıyla da ortaya koyan Le Pompon, eski usül masaları, aynaları ve raflardaki antika denebilecek içki şişeleriyle bizleri başka bir boyuta geçiriyor.

Ahşap süslemelerle bezenmiş ağır bir havada olan Le Pompon dışarıdan gözüktüğünün aksine son derece hızlı ve güleryüzlü bir personele sahip. Beyaz t-shirt’lu barmenlerin hazırladığı caipirinha’lar leziz ve Paris için gayet makül sayılabilecek bir fiyatta.

Bir kaç kokteylden sonra geceye nerede devam edeceğiz diye kafa yormanıza gerek yok. Le Pompon yeraltı kulübünde her haftasonu farklı bir DJ’yi konuk edecek kadar popüler. Her şey harika gidiyor diye düşünürken sizlere Le Pompon’un saat iki’de kapandığını söylesek bize kızmazsınız değil mi?

Adres: 39, rue des Petites Ecuries 75010

Facebook sayfasi: Le Pompon
Pigalle’deki Hawaii
Dirty Dick, Paris’in eğlence merkezi Pigalle’de, daha çok Amerika’da görmeye alışık olunan “Tiki Lounge” konseptiyle kapılarını açtı.




Tiki Polinezya mitolojisinde yarı insan yarı tanrı olarak tasvir edilen ilk insan; Tiki Lounge ise dekoru Polinezya kültüründen esinlenmiş, Mai Tai gibi Rom bazlı kokteyller servis eden egzotik hayal gücünün eseri barların genel adı. Dirty Dick bu kategoriye başarıyla bağlı kalmış; servis elemanlarının Hawaii tarzı gömlekleri ve menüdeki Polinezya içecekleri, kokteyllere konan ev yapımı meyve şurupları ve bardakları süsleyen kâğıttan şemsiyeler, Pasifik okyanusu kültürlerinin totemleri ve palmiye ağaçları arasına bikinisiyle uzanmış 50’li yıllardan bir pin-up’ın duvardan duvara posteri ve tüm bu dekora uyumlu bir müzik, sizi Paris’in alışılmış barlarından alıp çok farklı bir iklime taşıyor.




Dirty Dick kokteylleri konusunda çok iddialı olduğundan hem karışımlarda kullanılan malzemeler taptaze, hem de içki menüsü yeniliklerle dolu. Cuma, Cumartesi genellikle genç bir kalabalığı çeken bu bar hafta içi sakin ve keyifli bir after-work veya hafta sonu Pigalle’in gece hayatını keşfetmeden önce birkaç kokteyl denemek için sıra dışı ve şaşırtıcı bir secim.

Adres: 10, rue Frochot, 75009 (Her gün 18’den 2’ye kadar açık)

Facebook sayfası: Dirty Dick
Hello Africa tell me how you’re doin
Canal St. Martin kıyısında dışarıda ne sebeple bekledikleri belli olmayan bir kalabalık görürseniz bilin ki Le Comptoir Géneral‘in kapısındasınız.




Yüksek duvarlarla çevrili bir avlunun derinliklerine kurulmuş mekanı belli bir kategoriye sokmak zor. Haftanın neredeyse her günü farklı bir etkinliğe ev sahipliği yapan Le Comptoir Général bizleri içeriye girdiğimiz anda zaman ve mekanın var olmadığı, tasviri zor bir dünyaya sokuyor.

Afrika ülkelerinin tahtından edilmiş yenik başkan portreleriyle süslü koridorda ilerledikten sonra devasa bitkilerle istila edilmiş ana salona varıyoruz. Mekânın sanat yönetmenliğini yapan Secousse grubu Le Comptoir Général’i tasarlarken ghetto tarzını yansıtmaya çalıştıklarını belirtiyorlar. Terk edilmiş eski nesnelerle tamamlanmış mekanda ayni zamanda minik bir vintage dükkanı, sıkça değişen menüsüyle bir kantin, kitap alim ve satımı yapılan bir kütüphane ve Afrika’dan getirilmiş, belki de hayatınızda hic görmediginiz objelerden oluşan bir büyücülük müzesi var.

Ambiyans bu kadar salaş olunca fiyatları da ona göre. Kokteylerin fiyatları 5 -7 euro arasında degisirken yemekler ise 10 - 12 euro.



Paris’in gri havasından kaçmak isteyenlere tropikal çözüm!

Adres:
80 Quai des Jemmapes 75010 // +33 1 44 88 24 46

www.lecomptoirgeneral.com
Paris’te futuristik bir bilim kurgu filmi
Paris’in en pahalı caddelerinden Champs-Elysées’ye on adım uzaklıkta açılan, şehrin en yeni bar-restoranı Miss Ko, yine Philip Starck’in elinden çıkma bilim kurgusal, futuristik yeni bir dünya.




Ridley Scott’un kult filmi Blade Runner’dan etkilenerek uyarlanmış dekor mekânın en iddialı olduğu alan. Daha kapısından içeri adım atmadan Tokyo ambiyansını hissettiren restoranın bar tezgâhı, her birinde farklı bir Japon tv kanalı açık olan onlarca hatta yüzlerce küçük ekranla kaplı. 60 saniyede bir ise dev bir kırmızı ejderha süzülerek ve kuyruğunu sürüyerek içkinizin altından geçiyor.




Duvarlar el yapımı Japon çizgi romanı esintili resimler ile kaplı. Freskler, akvaryumlar, Origami objeleri, tavandan sarkan sarı dev bir çaydanlık, tersten asılmış şemsiyeler, karmakarışık renkler sizi Champs-Elysees’nin turistik havasından çıkararak neredeyse bir sanat enstalasyonunun içine atıyor.




Triangle D’or (Altın Üçgen) denilen bölgede bulunan mekan iş çıkışı bir içki içmek ya da yemek yemek isteyenlerin akınına uğruyor. Bar için rezervasyon gerekmese de, Japon mutfağı ağırlıklı restoran için şart!

Adres: 49-51 Avenue George V 75008 // +33 1 53 67 84 60

www.miss-ko.com
Deneysel Kokteyller
İlk kez New York’ta ortaya çıkan ve artık Mojito ve Margharita’dan farklı karışımlar talep edenlerin tercihi haline gelen “mixology” akımının temsilcisi kokteyl barlar Paris’te yavaş yavaş açılıyor. Experimental Cocktail Club Paris’in 2. bölgesinde bir kokteyl laboratuvarı.




E.C. Club’a yere boylu boyunca uzanan kırmızı kadife perdeleri aralayarak giriyor ve gözleriniz on saniyede karanlığa alıştıktan sonra taş duvarları, modern elementler taşıyan barok dekoru fark ediyorsunuz. Tavanı yansıtan aynalı masalar özellikle üzerine kokteylleriniz bırakıldığında karanlık mekânı ışıltıya boğuyor.

Barmenlerinin yarattığı tariflerle sürekli menü değiştiren barda bu ay ünlü Fransız eskrimci Lucien Gaudin’e ithaf edilmiş “L.Gaudin Prusyalılarda”, “Lanetli Fransız”, “Buck’ı buraya getirin!” isimli kokteyller bulmak mümkün. Sake bazlı içkileri “O Moritake” Mart ayı favorimiz ama siz Cherry ile Hint baharatları ya da Armagnac ile karanfil karışımını tatmayı deneyebilirsiniz.

Hafta sonları DJ setin de devreye girmesiyle oturacak yer bulmak zor olabilir, erken saatlerde gitmenizi tavsiye ederiz.




Adres: 37, Rue Saint-Sauveur 75002 // +33 1 45 08 88 09

Fiyat: Kokteyller 12-18 euro aralığında

www.experimentalcocktailclub.com
Philip Starck Bar Tasarlarsa
İki sene beklediğimize değdi; Royal Monceau Raffles oteli çağımızın en başarılı designer’larından Philip Starck’in elinde baştan aşağı yenilenen yüzüyle geri döndü.





Royal Monceau’da kalmak epey masraflı, fakat otelin sıcak tonların hakim olduğu “business-casual” barı Le Bar Long' da bir kokteyl içmek o kadar değil. Burada hem iş adamlarına, hem “hipster” gençlere rastlamak mümkün. 1928’de hizmete giren otel, barında Josephine Baker, Ernest Hemingway gibi isimleri ağırlamış. Şimdi ise sizi Starck’ın üçlü panel barı ve bara dik açıyla yerleştirilmiş upuzun masası karşılıyor. Yanlardaki yuvarlak masalar da resme eklenince ortaya geometrik şekillerden oluşan, modernist estetikli, oldukça da renkli bir dünya çıkıyor.

Paris’in en lezzetli Sidecar’inin, o ünlü konyak, sek Cointreau/Grand Marnier ve limonla yapılan öldürücü karışımının, burada olduğu söyleniyor; dilerseniz kendiniz test edin.





Adres: 37 Avenue Hoche 75008 // 01 42 99 88 00

Fiyat: Kokteyl 20-25 €

http://www.leroyalmonceau.com/
Reçeteye göre kokteyl
Prescription Cocktail Club, Paris’in gece hayatını art arda lanse ettikleri mekanlarla hareketlendiren, ardından New York ve Londra’da şubeler açan üç genç girişimcinin son harikası.



Paris’in “Rive Gauche” olarak adlandırılan Seine nehrinin sol kıyısında bulunan bu kokteyl bar, kardeşleri Experimental Cocktail Bar ve Curio Parlor’dan farklı bir menü ve stile sahip. Personeli ipek pijama benzeri bir üniforma giyiyor, duvarları bir kısmı kırmızı tuğlaları ile olduğu gibi bırakılmış, bir kısmı Viktoryen resimlerle süslenmiş. Üst kata ise dev bir kitaplık, bordo-siyah tonlar ve loş ışıklar hakim.

Şampanya, votka, viski, hangisini tercih ederseniz edin damak tadınıza uygun bir kokteyl bulacaksınız menüde. Bizim önerimiz, barın spesiyalitesi, votka, limon otu, mürver çiçeği ve fesleğen ile yapılan Experience No:1.

Adres: 23 Rue Mazarine 75006 // 01 46 34 67 73
Facebook sayfası:http://www.facebook.com/pages/Prescription-Cocktail-Club/198121943593
Hakkımızda
İletişim
Instagram