Pierre Sang on Gambey // Part II
2012'de Oberkampf'da açtığı restoran sayesinde ilk kez Pierre Sang'la tanışmış ve kendisinden oparisbuparis.com'da bahsetmiştik. Fransa'nın en ünlü yemek show'u Top Chef'in şampiyonlarından olan bu Koreli/Fransız şef bizi bu haftasonu ilk adresi Pierre Sang in Oberkampf 'tan sadece 30 metre uzaklıkta açtığı yeni restoranı Pierre Sang on Gambey 'de ağırladı.





Bu yeni restoran eskisine nazaran daha az kantin görünümde; tuğla duvarlar, ahşap ve paslı çelik renginin hakim oldugu dekor endüstriyel şıklıkta. Konsept ilk restorandakinden farklı değil; şefimiz günün taze malzemelerinden o gece bize sürpriz bir menü hazırlıyor. Trafiğin yoğun olduğu bu mekanda Pierre Sang neredeyse her an her yerde bulunma süper gücüne sahip bir çizgi roman kahramanı gibi masaların etrafında dönüyor, iki restoran arasında tüm gece mekik dokuyor ve yemekleri yapılış aşamalarında aksatmadan teftiş ediyor. Genellikle et ve balık ağırlıklı olan menülerini vejetaryenlere de Paris'te pek de alışık olmadığımız bir özenle yeniden yorumlayıp, kreasyonlarını sorunsuzca konuğunun tercihlerine göre
adapte ediyor.





Fiyatlar Oberkampf'daki restorandan hafif pahalıca; 1 meze, 2 antre, 1 ana yemek, 1 digestif peynir ve 1 tatlıdan oluşan tadım menüsünün fiyatı 49 euro. Bizim şansımıza mercimekli ahtapot, bezelye köpüklü deniz tarağı ile yer elması cipsi gibi lezzetler o gecenin menüsündeydi. İlla ki bir eleştiri yapmak gerekirse geceyi sonlandıran tatlıyı çok başarılı bulmadık; ev yapımı limonlu sorbe lezzetli olsa da zemindeki bisküvi bize aşırı tatlı geldi. Fakat doğal, bio-dinamik seçenekler de içeren zengin şarap menüsü bu açığı kapatmaya yetti.







Genel olarak bizlere keyifli bir gece sunan Pierre Sang on Gambey'i Paris'te gastronomik bir deneyim yaşayıp, Oberkampf mahallesini tanımak isteyenlere tavsiye ediyoruz. Şefi bu kuliner koşuşturmacada izlemek için ise internet sitesi üzerinden rezervasyon yapmak şart.

Adres: 6 Rue Gambey 75011 Paris

Web sitesi: http://www.pierresangboyer.com/
Bespoke // Kişiye Özel Kokteyller
Henüz en son keşfimiz Pas de Loup'dan bahsetmekten yorulmamışken yeni favori adresimiz Bespoke'u sizlerle paylaşalım istedik.





Rue Oberkampf'ın başlangıç noktasında açılan bu yeni kokteyl bar, dışarıdan isimsiz ve tabelasız görünmesine rağmen, üstelik reklama da gerek duymadan, Paris'in 11. bölgesinin ahalisine kendini kabul ettirmeyi başarmış.
Zengin şarap, bira ve kokteyl menüsünün yanında hamburger, tatlı patates kızartması ve minik köfteler gibi atıştırmalıklar da sunan Bespoke hafta arası afterwork mekanları arasında en tazesi.





Hafta sonları ortamın canlı DJ performansıyla hareketlendiği barda sizlere tavsiyemiz viski bazlı Isla Nublar ya da cin ile yapılan History Glass.





Adres: 3 rue Oberkampf 75011 Paris
Web sitesi: Bespoke
Pas de Loup // Kurtun ayak izinde
Her büyük şehirde olduğu gibi Paris'te de yenilik arayışı içinde olanlar bir şey moda olmaya görsün hemen üzerine atlayıverirler.

Son zamanlarda bu ilgiden en çok nasibini alanlar da mantar gibi çoğalan kokteyl barlar. İyisinden kötüsüne, salaşından havalısına Paris'in dört bir yanını saran bu kokteyl barlara en son katılanlardan biri de Pas de Loup.







Fransızca “fark ettirmeden, ayak ucunda yürümek” anlamına gelen Pas de Loup (kurt adımı), sessizce ama emin adımlarla kendine Paris gece hayatında bir yer edinmeye başlayan bu mekana çok da güzel uyuyor.







Cirque d'Hiver'in iki dükkân yanına konumlanarak, son zamanların en popüler bistrosu Clown Bar ile komşu olma şerefine ulaşmış Pas de Loup'nun başarısının altında sadece kokteyleri yatmıyor. Özgün kokteyl tarifleriyle tapas tarzında az porsiyonlarla sunduğu leziz yemekleri bir araya getirmeyi başaran mekân benzerleri arasından sıyrılmış.

Menüde kokteyler dışında dikkatimizi çekenler arasında “Pairings” var. Kokteyl ve yemeğin birbirine uyum göstermesine dikkat ederek tasarlanan ikililer (mesela Aquavit ile hazırlanmış Fisherman's Vice ve hindistan cevizi sütünde pişirilmiş kişnişli balık kroketleri) her barda bulamayacağınız enteresan seçenekler. Canınız sıcak yemek çekmediyse de bir tabak İspanyol jambonu “pata negra” yahut ılık ekmek üzerinde servis edilen “bruschetta”'lardan sipariş verebilirsiniz.







Eğer ne içeceğinize karar veremiyorsanız, La Candeleria'dan tanıdığımız Amanda ve Denis sizlere özel bir kokteyl sunabilir. "Ben öyle çok karıştırmayı sevmiyorum" diyorsanız da kendilerinden güzel bir şarap tavsiyesi alabilirsiniz.

Adres: 108, rue Amelot 75011 // +33 9 54 74 16 36
Web sitesi: http://www.pasdeloupparis.com/


Clown Bar // Kırmızı burunlara dikkat
Tarihi Cirque d'Hiver'in yanında konumlanmış, yine sirk kadar eski ama Paris restoranları arasında çok taze olan Clown Bar'dayız.





Le Fooding dergisi tarafından 2015'in en iyi bistrosu seçilen Clown Bar'ın başarısının altında tarihi ve kitch diyebileceğimiz bir dekorla minimalist tarifleri harmanlayan, Vivant Table'dan tanıdığımız Japon şef Sota Atsumi'nin maharetleri yatıyor.





Yıllarca sirk çalışanlarının ve yolunu şaşırmış turistlerin buluşma noktası olan bu bistro, 2014 senesinde Paris'te adını kolay kolay unutamayacağımız restoranların işletmelerini üstlenmiş Xavier Lacaud'nun eline geçti. Serreguemines seramiklerinin donattığı mekân büyüsü bozulmadan yenilendi ve simdi Clown Bar bir yüzyıla yakın zamandır tavanını süsleyen palyaçosuyla bizleri karşılıyor.





Dikkatimizi çeken tek detay tavandaki palyaço değil. Menüsünde geleneksel, ördek, entrecôte gibi Fransiz bistro yemeklerini Japon mutfağının detaylarıyla yorumlayan çok yetenekli bir şef var. Çıtır tart hamuru arasında pişirilmiş ördek ve hurma püresinin ya da pamuk gibi yumuşacık dana blanquette'in uzun süre unutamayacağınız bir tecrübe olacağını garanti edebiliriz. Ender bulunan şarapların sıralandığı koleksiyondan da bir şişe açtırmaya karar verirseniz işin ustası Xavier'den yardım istemeyi unutmayın !

Her hafta farklı bir fuar ya da organizasyonla dolup taşan Paris'te herkesin ajandasında bulunan Clown Bar'a rezervasyonsuz gitmeyi aklınızdan bile geçirmeyin!

Adres: 114, rue Amelot 75011 // +33 1 43 55 87 35
Folks and Sparrows
Paris'te yapılabilecek en keyifli şeylerden biri de, şehri gezerken bir taraftan da çıtır çıtır "baguette" ekmeğin arasına hazırlanmış sandviçi yemektir. Paris'in en çok gezilen ve haliyle en turistik bölgelerinin etrafında konumlanmış bu sandviç büfelerinin bir çoğu ne yazık kı lezzet ve kalite çok da özel bir şey sunamıyorlar.

Her köşe başında jambon, ton ve tavuklu sandviç görmekten bıkan bizler için, Folks and Sparrows'u keşfetmek sandviç sevdamızı tekrardan alevlendirdi.







Son derece sade ve doğal renklerde düşünülmüş dükkan zaten daha kapısından geçerken insanda ister istemez bir merak uyandırıyor. İçeriden hafif bir country müzik kulağımıza geliyor. Pastrami ve çedar peynirli sandviçimizi sıcacık baguette ekmeğin arasında yerken bir taraftan da organik buzlu çayımızı yudumluyoruz. Bu lezzetli atıştırmanın ardında da içeri ilk girdiğimizde gözümüze çarpan cheese cake'den bir parça sipariş etmezsek olmaz !









Unutmadan ekleyelim, Folks and Sparrows yanı zamanda Paris'te bulmayacağınız çikolata, pancake karışımı veya turşu gibi bir çok yabancı (genellikle Amerikan) ürünü de raflarında satışa sunuyor.

Adres: 14, rue Saint-Sébastien 75011 // +33 9 81 45 90 99
Paris’in Asker Kaçakları
Şef Daniel Baratier ve somölye Alexandre Ceret’nin beraber bir proje peşinde oldukları Paris’in gastronomik sahnesinde geçen seneden beri konuşulan ve sabırsızlıkla beklenen bir fenomendi. İkili sonunda Paris neo-bistro’larının merkezi 11. bölgede Les Deserteurs ya da türkçesiyle “Asker Kaçakları” restoranını açtı.





Restoranın adı ikilinin Michelin yıldızlı restoran Le Sergent Recruteur (türkçeye gençleri askere almakla görevli çavuş olarak çevirebiliriz)’dan ayrılıp bu mekânı açmasına gönderme yapan zekice bir kelime oyunu. Sıcak yaz günleri için düşünülmüş dış mekandaki iki masası ve lacivert/krem rengi tonlarında minimalist dekorlu bahçeye bakan salonunda Les Déserteurs bizleri ferah bir ambiyansla karşılıyor.

Daha siparişlerimizi veremeden Murver çiçekli limonata sefin ikrâm süprizi bizleri şaşırttı. 4 ya da 6 seferde denilebilen menüyü seçtikten sonra şölen başlıyor. Üstelik vejetaryenlerin ya da hafif yemek arayışı içinde olanların çekinmeden ismarlayabileceği seçenekler mevcut; şef trompet kabak denilen incecik ve upuzun bir kabak çeşidiyle maharetlerini sergiliye dursun, “Gomashio” olarak adlandırılan deniz tuzu ve susam karışımı serpiştirilmiş füme patlıcanın tadı damağımızda kalıyor. Balıkseverler için Cenevre’deki Leman gölünden özel olarak getirtilen ve neredeyse hemen hemen sadece o bölgede yetiştirilen “Fera” balığı da taptaze bezelyelerle sunuluyor.









Restoranın en güzel yönlerinden biri tadım menüsünde iki adet tatlı olması. Bizim denediklerimiz öncelikle diğerine göre daha hafif olan buğday, rabarba ve kırmızı şarapla hazırlanmış bir tür sütlü tatlı, devamında ise lezzetine dayanamayıp içine köknar ağacı tomurcuğu serpiştirilmiş siyah çikolatalı Breton bisküvisinden sipariş ettik.

Ünlü gurme John Talbott’ın “New York ölçülerinde heyecan verici” olarak adlandırdığı bu mekânın Will ve Le Sevran ile birlikte bu sene Paris’in en hareketli restoranlarından olacağı kesin.

Adres: 46, rue Trousseau 75011 // 01 48 06 95 85
Facebook sayfası: Les Déserteurs
2014 için en iyi bistro seçimimiz: Le 6 Paul Bert
OParisBuParis projesini oluşturma nedenlerimizden biri de bize düzenli aralıklarla adres tercihlerimizi soran arkadaşlarımıza yardımcı olmak, çok severek test ettiğimiz Paris’in gastronomik, kültürel ve bar/kulüp sahnelerinden favori adreslerimizi onlarla paylaşmaktı.

2014 senesi süresince keşfedip beğendiğimiz mekanlar arasında "En iyi Neobistro" ödülünü en çok hak eden adres Le 6 Paul Bert'i sizlerle gururla paylaşıyoruz !

Le 6 Paul Bert, tam karşısındaki Paul Bert Bistro’nun kardeşi. Paul Bert Bistro açıldığı günden beri taze ürünleri, otantik Fransız lezzetleri ile gurmelerin son derece ilgisini çekmesine ve Fransız bloglarında yıllarca üst üste en sevilen bistro ödüllerini toplamasına karşın geleneksel bir çizgide kalmıştı. Paul Bert 6 ise orijinallik, geleneksellik, zanaatkarlık, cüretkarlık gibi bir çok konsepti mükemmel oranlarda harmanlamayı başarıyor.





Şefimizin adı Louis-Philippe. Kendisi her tabakta farklı renkler ve farklı öğeler kullanılması gerektiğine inanıyor. O yüzdendir ki her yemeğiniz hem görsel hem de tadsal bir şölen. Açık mutfakta aşçılar bütün maharetlerini sergilercesine çalışadururken endüstriyel çinko dekorda arada bir flambe edilen meyvaların ateşinin parlaklığı gözlerimizi alıyor.

Biraz da menüden bahsedelim. Le 6 Paul Bert'in menüsü neredeyse her gün Louis-Philippe'in balık ve sebze seçimleri doğrultusunda şekil alıyor. Bizim tatma şansını bulduğumuz seçkiden birkaç örnek verirsek:

Anasonlu füme orkinos, istavrit carpaccio’su yanında mandalina rostosu. Alabalık yumurtası ve rezene. Yanında soğan turşusu ile Shiitake mantarlı rumsteak. Vejetaryen tabakta safranlı sote pazı, fındık soslu yoğurt ve mangalda armut.





Bu üç yıldızlı Michelin restoranı kalitesindeki tadım menüsü fiks 44 euro. Fakat Le 6 Paul Bert adlı gastronomik cennette bir masa için iki hafta kadar bekleyebilirsiniz, rezervasyonunuzu ona göre planlamanız gerekecek.

Adres: 6, rue Paul Bert // +33 1 43 79 14 32
Starvin' Joe
Paris'in 11. bölgesinin hareketli ve popüler sokağı Rue de Charonne'un en yeni kiracısı ve hamburgerde en iddialı restoranı Starvin' Joe 'da siparişimizi vermek için sıraya girdik.





Le camion qui fume ve Big Fernand'la Paris'lilerin fast food alışkanlıklarının çehresini değiştiren hamburger restoranlarına yakın zamanda dahil olan Starvin' Joe isminden de anlayacağınız üzere gurulduyan midelerimize ilaç oluyor !

Rakiplerinin aksine hamburger sade ve öz olmalıdır ilkesinden yola çıkarak menüden dekora her şeyi minimal seviyede tutan mekanda sadece 4 çeşit hamburger var. 3 çeşit peynirle (bleu, cheddar, baharatlı cheddar) et veya tavuk hamburgerden seçebilir ya da 1 euro fazla ödeyerek hamburgerinize domuz pastırması (bacon) ekleyebiliyorsunuz.





Rue de Charonne gibi bir sokakta rastlayamayacağınız fiyat/porsiyon dengesi de Starvin' Joe'yu çekici kılan özelliklerinden. 9 euroya patates kızartması ile servis edilen hamburgerinizi mekanda yiyebilir, paket yaptırmak isterseniz de hediye edilen içeceğinizle evinize götürebilirsiniz.

Adres: 42 rue de Charonne 75011
Ince Köpük: 150 Çeşit Bira
Fransa şarabın mabedi olarak bilinir fakat bu Paris’te dünyanın her köşesinden nadir ve daha önce tatmadığınız lezzette biraları bulamayacağınız anlamına gelmiyor!

Paris’in popüler mahallelerinden Oberkampf’ta bulunan Fine Mousse (Ince Köpük) Paris’in bira üzerine belki de en zengin seçkisine sahip. Menüsünde İngiliz ve Belçika gibi bira yapımıyla ünlü ülkelerin yanısıra Norveç gibi daha az alışılagelmiş ülkelerden örnekler de sunuluyor. Bilinen markalara özellikle yer vermeyen, ağırlıklı olarak küçük çaplı üretimleri tanıtmaya çaba gösteren mekânda 150′den fazla çeşitte bira tadabilirsiniz. Üstelik menüde biraların kökeninden damağınızda bırakacağı tadlara kadar detaylı anlatılıyor.





Bizim için en enteresan bira kategorisi “Trappiste” oldu. Trappiste birasi yine aynı isimdeki rahipler tarafından manastırda hazırlanıyor ve bulunması bir hayli zor.

Fine Mousse’da bira meraklıları için öğretici atölyeler de düzenleniyor; amatörlere biranın incelikleri, nasıl üretildiği, ne tür yemeklere eşlik etmesi gerektiği anlatılıyor, değişik birçok biranın tadına bakılıyor. Haftanın her günü 17.00′dan 2.00′ye kadar açık mekân özellikle iş çıkışı dolup taşıyor; akşamüstü birası için uğramak ve barmenle sohbet edip bira önerileri almak en eğlencelisi!





Adres: 6 avenue Jean Aicard 75011 // +33 9 80 45 94 64

Fiyat: 3€ ile 80 € arası değişiyor

www.lafinemousse.fr
Moonshiner: Paris’te 20′ler
Boardwalk Empire dizisini seyredenler ya da genel olarak Amerika ‘nın yüzyıl başı dönemine ve Al Capone gibi ünlü gangsterlere ilgi duyanlar bilir; 20’li yıllarda ABD’de Prohibition olarak adlandırılan İçki Yasağı konuldu. Ama elbette bu yasak kimseyi içki içmekten alıkoymadı; masum görünümlü restoranların, bakkalların, hattâ evlerin arka taraflarında barlar açıldı. Speakeasy olarak anılan bu mekânlarda zamanla sadece o barlara özel kokteyller bile oluştu.

Moonshiner Paris’in ilk «Speakeasy »lerinden. Ön cephesi Da Vito adlı bir İtalyan restoranı. Beş-altı masadan oluşan şirin bir mekân. İçeriye girip garsona bara geldiğinizi söylemeniz yeterli. Sihirli sözcükleri takiben buzdolabı kapağı görünümünde tahta bir kapı açılıyor ve sizi gizli bir geçit ardından 20’lerin havasını başarıyla yakalamış çok şık bir kokteyl bar karşılıyor. Jazz müzik , mum ışığında loş bir aydınlatma, sigara odası, vintage işlemeli kristal bardaklar ve Safran Julep ve Smokey Island gibi dönemin kokteyl reçeteleri ile 20’ler sanırız daha güzel yansıtılamazdı.





Günümüzün karmaşasından kaçıp bir yüzyıl geriye gitmek, bir Italyan lokantasından girip kendinizi New Orleans’ta bulmak istiyorsanız Moonshiner ideal!

Adres: 5 Rue Sedaine 75011, Pazartesi’den Pazar’a her gün 18.00-02.00 arası açık. // +33 9 50 73 12 99

Fiyat: Kokteyller 7- 14 euro arası

Facebook sayfası: https://www.facebook.com/pages/Moonshiner/390791131035525
Buenos Aires’den Sıcak Sıcak
Clasico Argentino, dünyayı mesleklerinden ötürü gezdikten sonra Paris’te buluşan iki Arjantinli’nin memleket özleminden doğmuş projesi.

Fotoğrafçı Enrique Zanoni ve usta şef Gaston Stivelmaher yıllar sonra Paris’te karşılaştıklarında Arjantin’in yemek kültürünü tanıtma adına beraber bir şeyler yapacaklarını biliyorlardı. Her ikisi de uzun bir süre boyunca Arjantin mutfağını Avrupa’da ayrı ayrı temsil ettikten sonra Paris’in ilk empanadas ve helados restoranını Le Marais bölgesinde açtılar.



Fransa için baget ekmek ne ise Arjantin için empanadas o. Güney Amerika ülkeleri için bilinen bir yemek olan empanadası bizdeki poğaça ile karşılaştırabiliriz. Clasico Argentino’da 8 farklı iç malzemesi ile servis edilen bu minik poğaçalar için etli, peynirli ya da vejetaryen seçenekleri var. İç malzemesi değişik her empanadas için farklı kenar kapama motifleri geliştiren restoran, siparişinizi rahat tanımanız için tepsinizin yanında minik bir harita getiriyor. Kendi zevkimize göre oluşturduğumuz tabaklarımızın yanında güzel bir roka salatası da mekanın ikramı




Kişi başına 4 empanadas’ın yetip de arttığı restoranda yemeği tatlı ile bitirmek isteyenlere tamamen doğal ürünlerle üretilen ve şef Stivelmaher’in tarifini sır gibi sakladığı kremamsı Arjantin dondurması helados’u öneririz.

Öğlen menüleri 12,90 euro (3 empanadas, tatlı ve içecek) olan Clasico Argentino’da akşam yemeği kişi başı 20-25 euro.

Adres: 56, Rue de Saintonge, 75003 // +33 1 44 61 00 56

2. Adres: 217, rue du Faubourg Saint Antoine 75011

http://www.clasico-argentino.com/
Pierre Sang in Oberkampf // Top Chef’in Yıldızı ve Menüsüz Restoranı
Pierre Sang Boyer, Fransa’nın en ünlü yemek programlarından Top Chef’in yıldızlarından. Boyer geçtiğimiz günlerde Paris’in gastronomik açıdan en hareketli mahallerinden Oberkampf’ta minimalist, menüsüz restoranını açtı.





Menüsüz sözünden kastımız şu; üzerine karar verdiğiniz tek konu kaç yemeğin tadına bakmak istediğiniz. Öğlen servisinde 2 tabak 20 €, 3 tabak 25 €, 4 tabak 35 € tutarında. Örneğin 3 tabak seçip bir antre, bir ana yemek, bir de tatlı veya peynir siparişi verebilirsiniz. Fakat daha sonra tamamen yıldız şefin ellerindesiniz!

Yapmanız gereken tek şey garsona bir alerjiniz varsa ya da vejetaryen / vegansaniz belirtmek. Gerisini mutfaktakiler halledecek.

Biz sürpriz yemeklerimizden inanılmaz memnun kaldık. Fırında kızarmış turp, shitaki mantarı püresi, yer elmalı midye gibi lezzetleri tadarken ünlü şefimize minnettardık.

Restoran epey küçük ve rezervasyonsuz çalışıyor. Upuzun mutfakta gözünüzün önünde pişen yemekleri yakından izlemek için kontuara da geçebilirsiniz. En güzeli ise hemen ertesi günü bile gelebileceğinizi bilmek; menü yok, yarın başka sürprizler var!

Adres: 55, rue Oberkampf 75011

Web sitesi:http://pierresangboyer.com
Hakkımızda
İletişim
Instagram